2 Ağustos 2017 Çarşamba

BAMBAŞKA YERLER


Kula Peri Bacalarını hiç duydunuz mu? Ya Kula yanardağ konilerini? Selendi`nin beyaz peri bacalarından haberiniz var mı? Kozak yaylasında fıstık ormanında kaya üstündeki Atatürk anıtını gördünüz mü?
Köy – kasaba yollarını çok seviyorum ya , Simav`dan Kula`ya Selendi üzerinden gideyim dedim. Tütün tarlaları arasında çocukluğuma gidip hüzünlenirken bembeyaz peri bacaları çıktı yoluma. 5-6 tane ve fotoğraflardan gördüğüm Ürgüp Peri bacalarına benziyor. Selendi küçücük bir kasaba ve Roman`lara bir ara baskı uygulanmıştı.
Uşak – İzmir yolu harika. Ancak fazla sürat yapmamalı. Çünkü çeşit çeşit sürprizler bekliyor sizi. İşte , tam viraja girerken sağa bir ok : “KULA PERİ BACALARI”
Birkaç kez uğradım ve her seferinde değişik görüntüler karşıladı beni. Buradaki peri bacaları Ürgüp peri bacalarına pek benzemiyor. Kayalar rüzgarla , yağmurla aşınmış, bir bakıyorsun Erzurum`un çifte minaresi olmuş ; bir bakıyorsun apartman blokları. Giderken yolun sağı böyle de sol yaka bambaşka. İDA dağının tanrıları , tanrıçaları  tahtlarına kurulmuş , etraflarında muhafızları , nedimeleri. Sağda dim dik kale duvarları , solda krallar , tanrılar. Bir bakıyorsun kral mezarları oyulmuş gibi kayalara.  Yola devam edersen , dere kenarına inersin.
Peri bacalarından ayrılıp İzmir yoluna çıkınca bahçeler arasında dinlenme tesisleri. Bir şeyler atıştırmak , bir kahve içmek isteyenler için hazır bekliyor.
Kula çok yakın. Gözünü yolun sağından ayırma. Önce ikiz tepeyi göreceksin. Biri kömür karası , ötekinin üzerinde çamlar yeşermiş. Türkiye`nin en genç volkan konisi. Müze de orada olmalı. Tarih okumamış olsan volkan hala faal sanırsın. Kapkara kayalar yeni yuvarlanmış gibi. Zaten yol kenarları da simsiyah volkanik taş dolu.
Kula`ya geldin mi eski Kula Evlerini de görmelisin. Daracık sokaklarda tarihi koklayarak dolaşmalısın. Bir de Kula leblebisi alabilirsin.
Kula sonrası  Demirci yoluna saparsan , üzüm bağları bitince Demirköprü Barajı çıkacak önüne. Yolun iki yanı siyah volkanik taşlar.
Köy – kasaba yollarını sevdin mi her türlü sürprize de hazırlıklı olacaksın. Küçük şelaleler , göletler , set gölleri ve bol bol çiçekler…
Burhaniye – Ayvalık arasında “Kozak Yaylası” tabelası hep dikkatimi çekerdi. Birkaç ay önce direksiyonu o yana  kırdım. Önce alabildiğine zeytin bahçeleri. Sonra fıstık çamları başladı ki top top. Bu bölgece çam fıstığı toplandığını , fıstık tatlısının çok güzel olduğunu televizyonda izlemiştim. Tepelere tırmandıkça fıstık çamları daha sık ve yüksek görünürken diplerinde dereden yuvarlanıp gelmiş gibi koca koca yuvarlak taşlarla karşılaşır olduk. Orman tamamen bu taşlarla kaplıydı. Bazıları üst üste yontu gibi duruyor.
“ATATÜRK ANITI” na sapan yola girmedim. Çünkü bozuk görünüyordu. Ancak epey ileride gördüğüm tabela ve yol beni kendine çekti. Orman içinde ilerlerken önce bir köy çıktı karşımıza. Sonra taş işleme tesisleri. Gördüğümüz kayalar makinelerde kesilip parke , fayans , blok şeklinde paketleniyor. Granit tesisleri yıllarca bitiremez ormanın taşını.
Biraz  ilerleyince yolun solunda  2-3 katlı bina yüksekliğindeki bir kayanın üstünde ATATÜRK HEYKELİ ve kitabeler çıkıverdi karşımıza.  Ormanın içinde ve korumasız.
Heykel düşmanları geldi aklıma. “Burası medyatik değil , kimse saldırmaz.” Deyip ayrıldım.
Yol boyu granit işletmeleri , üretilenleri taşıyan kamyonlar , şirin köyler , çeşmeler… Yol boyu tezgahlarda bal , pekmez , çam fıstığı…
Dedim ya monoton yolculuklar sizi sıkıyorsa navigasyonunuzu yaya moduna alın. Zaman zaman çıkmaz yollara girseniz de genelde hiç pişman olmayacaksınız. Arabanız çamura saplanabilir ve zorlukla kurtulabilirsiniz. Issız ormanlar içinde bozuk yollarda kağnı hızında ilerlemek zorunda kalabilirsiniz. Ancak ödülünüz muhteşem olacaktır. Bir şelale , çiğdemler , kardelenler , şipşirin koylar… Böğürtlenlerle boyanmış dudaklar , Bakacak`tan Amasra manzarası… Cide`nin uçsuz bucaksız kumsalları , kestane – ıhlamur ormanları , gemi tersaneleri… Dupnisa Mağarası…
Aklım yollarda…
2 Ağustos 2017    11 03    

Hiç yorum yok: