11 Şubat 2017 Cumartesi

SON GÜNLERDE ÇOK UNUTKAN OLDUM


Yaş 50  yi geçti mi bellek esnekliğini kaybediyor. Ölen hücrelerin yenilenmesi de azalıyor. Bu azalmayı gidermek için dış uyarılara gereksinim duyuluyor. Örneğin bol bol açık havada gezmek – yürümek , bol oksijen almak. Çiçeklerle , böceklerle meşgul olmak yararlı olabilir. Ancak unutkanlıkların zamanla bunama hatta alzeimer`a dönüşmesini engellemek için özel olarak almamız gereken başka önlemler de var. Beslenmede hafızayı güçlendirici ceviz , fındık benzeri besinlere daha çok yer verilmesi  ; bol bol kitap okumak ve bulmaca çözmek , özellikle matematik problemleri ile uğraşmak unutkanlıktan bizi uzaklaştırabilir. Kitap okurken olaylar arasındaki ilişkiyi kavramak için zihnimizi zorlamak , belleğimizi güçlendirdiği gibi beyin hücrelerinin yenilenmesine de yardımcı olacaktır.
Uzun süre yalnız yaşamak , yanında konuşabileceğin kimselerin olmaması da unutkanlığa yol açıyor. Konuşmaya konuşmaya önce anılarımızı , sonra sözcükleri unutmaya başlıyoruz. Sözcük dağarcığımız izlediğimiz televizyon programlarındaki 200 – 300 sözcük düzeyine iniyor. Halbuki yanımızda sürekli konuşacağımız , dertleşebileceğimiz , anılarımızı tazeleyeceğimiz kişilerin olması durumunda belleğimiz her zaman diri kalacak , unutkanlık ortaya çıkmayacaktır. Yaşlıların en büyük sorunu yalnız kalmaktır. Çocukları , torunları onlara değer vermez , anlattıklarına tahammül edemezler ve önemsemezler. Zamanla kendilerini dinleyen kimse kalmaz ve yalnızlık çekmeye başlarlar. İnsan belleği sevmediği , nefret ettiği kişileri unutmaya meyillidir. Bu yüzden öncelikle kendileri ile ilgilenmeyen , kendilerine tahammül edemeyen yakınlarını unuturlar. Bizler de “Aaaa , annem beni tanımadı , ismimi anımsamadı” deyip üzülürüz. Bence bu durum , bizim ilgisizliğimize bir tepkidir.
İnternette  küçük yavru kediyi seven ve onunla konuşan yaşlı bir bayan videosu izledim. Videoyu paylaşan : “Annem Alzeimer olmadan önce kedileri hiç sevmezdi. Demek ki kedileri sevmediğini bile unutmuş. Şimdi en yakın dostu kedisi.” Yazmıştı. Acı acı gülümsedim. Çünkü kadın kedisi ile çok güzel konuşuyordu. Demem o ki yaşlılar unutkan olabilir. Aynı olayı bize defalarca anlatabilir. Bundan şikayetçi olmamalıyız. Hatta konuşmaları için onları teşvik etmeli , özellikle daha yakın anıları ile ilgili sorular sorup belleklerini güçlendirmelerine yardımcı olmalıyız. Onları önemsemez , yalnızlığa itersek Alzeimere`a davetiye çıkarmış oluruz ki böyle bir yaşlının bakımının , onu sabırla dinlemekten çok daha zor olacağını aklımızdan çıkarmamamız gerekir.
Demek ki bol bol doğada yürümek , kitap okumak , bulmaca – sudoku çözmek ve en önemlisi bir yakınımızla , dostumuzla bol bol konuşmak… İşte unutkanlığın panzehiri…
            11 Şubat 2017       17 10       

Hiç yorum yok: