6 Aralık 2016 Salı

AYI,


Abi , sen benim evin yerini biliyorsun , köyden 2 km yukarıda , orman kenarında. Çok domuz geliyor tarlaya. Çileklere zarar verecekler diye korkuyorum.
Geçen gün kuytu bir yerde oturmuş domuz bekliyorum. Gelirse kurşunu sıkacağım. En azından korkup kaçar da belki bir kez daha gelmez. Yukarıda bir hışırtı oldu. Dikkat kesildim. Kocaman bir boz ayı sallana sallana geldi , karşımda bir tümseğe oturdu. Herhalde benden huylanmış olmalı ki etrafı kolaçan etmeye başladı. Az sonra göz göze geldik. İzin verse gidip seveceğim. O ise bana meraklı gözlerle bakıyor. Bir süre böyle bakıştık. Sonra köyden gelen arkadaşların sesi ile eve yöneldim. Ayı bıraktığım yerde kımıldamadan duruyor.
Arkadaşlarla sohbet ederken ayıyı görmesinler diye dikkatlerini hep başka taraflara çekiyorum ya birisi ayıyı gördü. Hemen doğruldu ve etrafını çevirip öldürmekten söz etti. Bir anda gözlerimi belertmişim.
- Oturun yerinize. O`na bir kurşun sıkarsanız , ben size beş kurşun sıkarım. Kim ki ona zarar verir , bana zarar vermiş demektir. O , adam gibi adam. Hiç adam gibi adama kurşun sıkılır mı?
Arkadaşlarım şaşırdılar. Biraz da gücendiler gibi geldi bana.
-Abi , o güzel hayvana hiç kurşun sıkılır mı? Ben onunla arkadaş olmak istiyorum.
- Ne güzel yapmışsın. Oraları ayıların ana yurdu. Biz onların ana yurduna tecavüz ettik , yaşam alanlarını daralttık. Bir de utanmadan öldürüp neslini tüketiyoruz.
- Bir bakışı vardı , görmeliydin.
-Hayvanların bakışlarına bayılırım. Kedi olsun , köpek olsun kalbime işler bakışları. Onlar gibi vefalı canlı bulunmaz.
- Köyün köpekleri sokaklarda aç dolaşıyor. Bursa`ya her gelişimde 9 – 10 kg tavuk eti , fırından da bir çuval bozuk diye ayrılmış ekmeklerden alırım. Araba ile köye girdim mi köpekler beni yolda karşılar. O ekmekleri yavan yavan bir yemeleri var , yüreğin parçalanır. Halbuki her biri bir evin köpeğidir. Nedense pek ilgilenmiyorlar.
- Ben de mahallenin kedilerine mama veriyorum. Bahçe duvarından güvenerek atlıyorlar içeri. Biliyorlar ki yem tabaklarında karınlarını doyuracakları kadar mama ve hemen yanı başında su var. Biraz sonra yalanarak uzaklaşıyorlar. Bu bana öyle huzur veriyor ki…
- Ben kedileri köpekler kadar sevmem. Ama köpekler çok vefalıdır. Abi , biliyor musun köyün köpeklerinden 4-5 tanesi ta benim eve kadar geliyor.
- Onlar seni korur. Ne yaban hayvanı ne de kötü niyetli biri yaklaşamaz evine.
- Mümkün mü . Alimallah parçalarlar…
Bir an düşünceye dalıyorum. Geçen gün Burgaz`da kedilere haşlanmış makarna , mama dağıtan bayan , şimdi köyün köpeklerini besleyen , ayıları koruyan , onlarla arkadaş olmak isteyen bir dost…
Etrafımdaki çirkinliklerden işte bu dünyaya sığınıyorum…
          6 Aralık 2016          19 25  

1 Aralık 2016 Perşembe

İMECE


İmecenin somut durumu olmalı kooperatif.
1990 lı yılların başında Cumhuriyet gazetesinde bir köşe yazısını ilk okuduğumda nasıl da heyecanlanmıştım. İstanbul`da , Fakir Baykurt`un kızının da aralarında bulunduğu bir grup  eğitimde kooperatifçilik modelini denemeye karar vermiş. Hemen düşünmeye başladım. Bu modelle neler yapılamazdı?
Önce bir imece başlatılıp konu yaygınlaştırılır , sonra eyleme geçilirdi. Çağdaş anlamda eğitim veren okullar açılır , yurt çapında kurulacak kooperatiflerle bu girişim yaygınlaştırılır , kooperatif üyeleri , açılacak yurtlardan , okullardan düşük ücretler ödeyerek yararlanırken düzenlenecek panel , konferans ve sempozyumlarla çağdaş eğitim anlatılarak kamu oyu oluşturulup ülke eğitimine bu yolla katılınırdı.
Günlerce taslaklar hazırladım ve çevremdeki arkadaşlara anlattım. Onlar da ilk günden heyecanlanmıştı. 3-4 yakın arkadaşımla önce İstanbul girişiminden dökümanlar getirttik , sonra bir arkadaşımla köşe yazarı Yılmaz Akkılıç`ı ziyaret edip düşündüklerimizi anlattık. Ertesi gün köşesini “Çağdaş Eğitim Kooperatifi”  projesine ayırmıştı. Yazının altına da bizim telefon numaralarımızı yazmıştı.
Daha ilk günden telefonumuz çalmaya başladı. İlk arayan bir eczacı bayandı. Bu dost daha önce İstanbul girişimini de aramış.
Konu , bizim birkaç kişi ile başarabileceğimiz boyutta değildi. Baro , Tabip Odası , Eczacılar Odası , Eğitim Sen ve işçi sendikaları gibi kuruluşları ziyaret etmeye başladık. Bizi ilgi ile karşıladılar. Kısa zamanda bazı sivillerin de katılımıyla bir girişimciler grubu oluşturuldu. Tabipler Odası , Eczacılar Odası lokalleri ile  DSİ tesislerinde toplanıp program taslağı , tüzük konularını tartıştık. O günlerde bizi en çok meşgul eden konu vakıf mı yoksa kooperatif mi ikilemiydi. Daha demokratik ve katılımcı olması yüzünden kooperatif tercih edildi.
Çağdaş Eğitim Kooperatifi , belki de Türkiye`de medya tarafından en çok desteklenen bir girişimdi. Gazeteler ve televizyonlar sürekli destek sağladı , programlarla tanıtım yapıldı.
Kuruluş kokteyli muhteşemdi. Kültürpark Nikah salonu dolup dolup taşıyordu. Bir yandan da üyelik başvuruları alınıyordu…
Kurucu yönetimde sayman olarak görevliydim. Altıparmakta kiraladığımız boş bir büroyu donatmak için kurucuları yardıma çağırdım. Kimi bilgisayar , kimi televizyon , yazıcı , masa getirdi. Kolçaklı sandalyeler de gelince toplantılarımız daha ciddi bir hal aldı.
İlk broşürümüz  “İMECEYE ÇAĞRI” idi. Daha sonra başka broşürler yayınlandı.
Kooperatifin neler yapabileceği tartışılırken çok saygı duyduğum ODTÜ  mezunu bir mühendis “On yıl içinde ilkokuldan üniversiteye kadar bütün okullarımızı açamazsak kendimizi başarısız saymalıyız. Bunun için gerekirse sırtımıza çuval alıp harmanlardan buğday toplayacağız…” dediğinde gözlerim dolmuştu.
Bu arada safra kesesi ameliyatı oldum. Sağlık durumumu gerekçe gösterip yönetimden istifa ettim.
Kooperatif önceliği yurt yapımına verdi. Görükle belediyesinin 49 yıllığına bedelsiz tahsis ettiği arsa üzerine sineması , konferans salonu da bulunan bir yurt inşa edildi. Yurt inşaatı için çok büyük bağışlar sağlandı.
Şu anda kreşi , ilkokulu , ortaokulu ve lisesi yanında Çekirge`de kırsal kesim çocukları için bir kız yurdu var…
Eğitimde kooperatifçilik modeli Bursa ile sınırlı kaldı denebilir. İstanbul bu işi sanıyorum götüremedi. Bozüyük , dersanecilik modelini seçti. Yurt çapında örgütlenilip bir üst birlik oluşturulması düşüncesi nedense arkadaşlara cazip gelmedi.
Bu gün Facebookta  Kadıköy Kooperatifinin duyurusunu okuyunca aklıma geldi bunlar. Kadıköy girişimi üretilenleri doğrudan tüketici ile buluşturmayı amaçlıyor. Organik gıdalar , el emeği ürünler aracısız tüketici ile buluşturuluyor. Şimdilik hafta içi 19 00 – 21 00 arasında  , hafta sonu ise 10 00 – 17 00 saatleri arasında açıkmış. Caferağa Mahallesi Hacı Ahmetbey Sokak Uğur Apartmanı No:1 Dükkan : 9  Kadıköy adresinde.
İmece ne hoştur. Emeğimizi , ürettiklerimizi paylaşmak ne kadar huzur vericidir… Köylerde hala uygulanır imece. Yenişehir`li dostlarım İşçi Kültür Derneğinde düzenlediğimiz imeceleri herhalde unutmamışlardır. Elma toplama , Ayçiçeği tekleme… Türküler , marşlar söyleyerek ; yorgunluk nedir bilmeden…
            1 Aralık 2016   21 20