27 Kasım 2016 Pazar

ÇOK ÇALIŞ Kİ DAHA İYİSİNİ ALABİLEYİM


Karikatürü görünce  son yılların pazarlama tekniği geldi aklıma. Merkezde üst yöneticiler. Ona bağlı direktörler , onlara bağlı ekip şefleri ve onlara bağlı satış elemanları. Kendi ekibini kuran yapıyı aşağı doğru uzatıyor. Her eleman bir üst yöneticiye bağlı ve bu en tepeye doğru gidiyor.
Yapılan satışlardan en alttaki eleman belli bir yüzdede indirim kazanıyor. Satıştan elde edilen kar ise bağlı olduğu yöneticiler tarafından paylaşılıyor. Paylaşılıyor dediysem , her ay alt elemanların satışlarından payına düşen kar hesabına yatırılıyor. Sana bağlı elemanlar ne kadar çok satış yapıyorsa , aylık kazancın da o oranda artıyor. En üstte bulunan yöneticiler doğal olarak en çok payı alıyor.
Bu sistemde satışları hızlandırmak , elemanların moralini yükseltmek, motivasyon sağlamak üzere elde edilen karın bir bölümüyle yöresel , bölgesel , yurt düzeyinde ve yurt dışı eğlenceler , tatiller düzenlenir. Burada gruplar arası yarışmalarda en çok satış yapan grup liderlerine çeşitli ödüller verilir. Küçük altından otomobile kadar giden bu ödüller ödülü alan grup lideri tarafından tıpkı karikatürdeki gibi kullanılır. “Siz ne kadar çok çalışırsanız , ne kadar çok satış yaparsanız grubumuz öteki grupları o kadar geçer. (Gerçi araba benim ama) bu ödül hepinizin. Bu sene daha çok çalışın ki gelecek yıl daha büyük ödüller kazanalım.”
Son günlerde Facebookta bu grup liderlerinin paylaşımlarına, yaptıkları etkinliklere  bakıp acı acı gülümsüyorum. Biri bir yıllık çalışma sonrası hem ev hem de araba sahibi olduğunu söylerken , ötekisi 7  aylık çalışma sonrası 63 000 TL kazandığını yazmış. Ona bağlı satış elemanları da nerede ise omuzlarında taşıyacaklar liderlerini.
Dedim ya bu karikatür cuk oturuyor yaşadıklarımıza…
Ha gayret arkadaşlar , daha çok satın , hem sattıklarınız da yerli malı. Biliyorsunuz herkes yerli malı kullanmalı. Haydi pankartları alıp düşün yollara. Belki bir gün siz de alt kadrolarınızı kurup üst yönetici pozisyonuna geçersiniz.
Saadet zinciri de bu olsa gerek…
          27 Kasım 2016     19 55   

24 Kasım 2016 Perşembe

KISKANDIM


Hava güneşlik ya evde duramam. Öğretmenler günü de cabası. Şimdi Burgaz sahili  nasıldır acaba?
Arabalara kapalı olduğundan iç sokaklardan birine park edip sahile çıkıyoruz. Orta yaşlarda bir bayan. Elinde dolu dolu iki poşetle Burgaz tarafına doğru yürüyor. Bir sokak başında durup yere bir şeyler koydu. Önce dikkat etmedim. Ancak ikinci kez durduğunda yanına kediler yaklaşınca durumu kavradım. Yazlıkçılar tarafından terk edilmiş sahil kedilerini besliyor. Son yıllarda çeşitleri hızla çoğalan siyahlı , kınalı bir yavru hızla koşup yerdeki makarnadan atıştırmaya başladı. Kıtlıktan çıkmış gibiydi. Yavruyu hayranlıkla izlerken bayan
- Çok acıkmış olmalı
Deyip gülümsedi. O zaman fark ettim: poşetlerden birinde haşlanmış makarna , ötekinde katı kedi maması doluydu. Her sokak başına mama dökerek Burgaz yönüne uzaklaşırken hayranlık , biraz da kıskançlıkla izledim.
Her sene bu mevsimde Burgaz sahili çöp bidonlarını karıştıran, yazlıkçılar tarafından terk edilmiş kedilerle dolar. Çoğu çağrınıza olumlu karşılık verir ve   yanınıza gelip sevdirir. Bir kısmı ise korkup kaçar. Ancak tümü sevgi açlığından muzdariptir.
Çay bahçesinde otururken ilkbahar yavrusu bir sarmanı çağırdım. Koşup geldi yanıma. Sevdim , okşadım. Tüyleri ile uyumlu gözleri ile bir bakışı vardı , unutamam. Ardından tekir yaklaştı yanıma…
Sahil boyu yürürken onlarca kedi gördük. Gördüklerimizden fazlasının ise soğuktan korunmak için bir yerlere sığındığını sanıyorum.
Bu çocuklara mama taşıyan bayana ne kadar hayran olduysam , onları terk edip gidenlerden de o kadar nefret ettim. Terk edilme duygusunu kendileri yaşasa anlarlar her halde…
Sahil boyu terk edilmiş kediler ; güvercinler , martılar…
Yazlıkların bahçesinde terk edilmiş çiçekler…
Denizde karabatak, dalıp dalıp çıkıyor.
Telefonum çalıyor.
“Öğretmenler günün kutlu olsun öğretmenim”
Ve mesajlar…
Terk edilmiş olmamalı insanlar , kediler , çiçekler…
           24 Kasım 2016     16 00

8 Kasım 2016 Salı

SONBAHAR ZOR AYRILIKLARIN MEVSİMİDİR



Sizi bilmem ama ben sonbaharı çok severim. Gerçi sonbahar veda mevsimidir. Sonbahar hazan mevsimidir. Göçmen kuşların yuvalarını , yaprakların dallarını terk ettiği mevsimdir. Bitkilerin çoğu uykuya bir kısmı ölüme yatar bu günlerde. Zaten güzellik de burada başlar.
Ayrılığın , vedalaşmanın ne kadar zor olduğunu yapraklardan öğreniriz. Gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirenlere benzemez ağaçlar , yapraklar. Sevdi mi bir sever ve tam sever. Kaçınılmaz veda günleri geldi mi yaprakta bir mücadele başlar. Ölümün sarılığı kenarlardan ortaya doğru ilerlerken , giderek kızıla , kahverengiye dönerken, ortada yaşam yemyeşil direnir. Veda etmek istemez dalına. Bazen kuvvetli bir rüzgar erkenden koparıp uzaklaştırır. Bazen yaşam mücadeleyi kaybeder ve yaprak tamamen ölüm rengini alır. Sap güçsüzleşir ve küçücük bir esintide toprakla buluşur. Yepyeni bir varlık olarak dönmek üzere toprağa karışır.
Sonbahar geldi mi evde duramam. Önce Bursa ovasındaki cümbüşü izlerim. Sonra Boğazova , Keles , Kocayayla… Fırsat bulursam Domaniç yaylasına , Mezit Boğazına ve Ahı dağına tırmanıp Pazaryeri`ne uzanırım. Ne kadar çabalasam renklerin güzelliğini fotoğraf karelerine hapsedemem. Her sene yeniden görmeliyim.
Bu mevsin Oylat olmazsa olmazım. Vadiye tepeden bakan çay bahçesinde tavşan kanı çayımızı yudumlarken yamaçlardaki renk cümbüşünü izlemek , mis gibi havayı adeta içmek… Oylat köylü pazarını da mutlaka ziyaret ederim. Çeşit çeşit peynirlerden özellikle ;Gürcü peyniri , yayık yağı , erişteler , reçeller , meyveler… Ancak fiyatlar epey turistik. Söylemedi demeyin. Bizim favorimiz kabuksuz kabak çekirdeği.
Oylat dönüşü , Hamamlı düzünde köylülerin sergilerine uğrarım. Bir selam , kısa bir sohbet ve amcaların , teyzelerin canını al. 4  liralık  hurma “sana” 2,5 lira. Mis gibi Amasya elması “sana” 2  lira. Teyzem bir de güzel seçiverir.
Ankara – Bursa yoluna çıktın mı az sonra sağa “Kulaca” yolu sapar. Aman kaçırmayın. Bir kooperatifin kocaman köyün kaderini nasıl değiştirdiğine mutlaka tanıklık edin. Kurulduğu ilk günlerden beri desteklediğim “Kulaca Köyü Kalkındırma Kooperatifi” önce salçaları ile ün yaptı. Ufacık tesisleri bu gün kocaman fabrika oldu. Artık biber salçasını Holanda`ya ihraç ediyor. Yazları 100 den fazla köy kadını çalışıyor kooperatifte. Köyün ürettiği ürünlerin tamamı kooperatifte değerlendiriliyor. Turşu , sirke, reçel , bal da üretiliyor. Ayrıca köylünün fasulye ve nohutunu da pazarlıyor. Ev salçasını aratmadığı için yıllardır Kulaca salçası tüketiriz. (Bursa , Setbaşı , Simitevi üstünde Kulaca Kooperatifinin satış yeri var)
Dedim ya sonbahar çok güzel. Sonbaharı şıpsevdiler sevmezler. Çünkü onlar sevdiklerinden kolayca ayrılırlar. Dalında sararan bir yaprağa bakın , ne demek istediğimi anlarsınız…
          8 Kasım 2016     16 35      

3 Kasım 2016 Perşembe

DENEMEYE DEVAM


Geçen yıl hep geç kaldık.
Seranın kapatılması geciktiği için çilek ve domateslerden verim alamadık.
Ön bahçenin toprağı geç geldiği için domates , biber ve patlıcanları geç diktik. Bir de acemilik olunca ne domateslerin mantarı ile mücadele edebildik , ne de patlıcanları sıkışık diktiğimiz için yeterince gelişmelerine izin verdik. Gene de epey domates kopardık taze taze. Biberler çok güzel oldu da en verimli çağlarında havalar soğudu. Biz de biber ve patlıcanları saksıya alıp seraya taşıdık. İlk izlenimimiz olumlu. Biberler bol bol çiçek açtı. Patlıcanlar da çiçekte. Umarım kışın körpe körpe biber yemeye devam ederiz.
Salatalıklar da acemiliğimizin kurbanı oldu. Önce  bol bol sulamamız gerektiğini bilmediğimiz için ürün alamadık. Sonra ise dallarını uzatacakları ip ,  çıta ya da tutunacak bir yer bulamadıkları için ürün alamadık. Serada tavana uzanan iplere , ön balkonda da kapının ferforjelerine tutununca  meyve vermeye başladılar. Gevrecik ve çok leziz meyveleri.
Çilekler  şu anda çok güzel. Ek besin verdim mi çiçeklenirler. Dalından birkaç tane olsun koparıp yemek ne güzel.
Seraya bamya da ektik. Dedik ya deneye deneye öğreneceğiz.
Domates çimlerimiz büyüyünce onları da dikeceğiz saksılara.
Arka bahçede nane , maydanoz , turp , roka ve pazılar güzel gelişmişti. Ancak Boncuk  arka bahçeye yavrulayınca bu dönem onlardan yararlanamıyoruz. Gerçi dört yavrudan biri öldü. Birini de rahatsız olduğu için  hayvan bakım merkezine bıraktık. Ancak iki kardeş de yetip artıyor. Kovalamaca , güreş , eşeleme… Anlayacağınız arka bahçenin şimdilik bize yararı yok.
Mahallemizde kedi çok. 15  kadarı ön bahçedeki yemliklere uğrayıp mama yiyorlar. Ancak çoğu dişi olan kediler hızla çoğalıyor. Osmangazi hayvan barınağına mesaj gönderdim , kedileri toplayıp kısırlaştırmalarını istedim. Ancak geri dönmediler. Yeniden arayacağım. Zararı yok , getirip bizim sokağa bıraksınlar , beslenmelerine yardımcı oluruz. Çünkü komşularımız da kedileri çok seviyor. ( Bitişik komşumun biri evden çıkmayan , biri bahçenin demirbaşı iki kedisi var. Ancak mahallenin kedileride hem bizim bahçeye , hem de komşu bahçeye konan mamalara aboneler. Komşu , bodruma kediler kışın üşümesin diye battaniye de sermiş.)
Ön bahçeden domates , biber ve patlıcanları sökünce bakla ve bezelye ektik. Turfanda yemeyi düşünüyoruz.
Lale , sümbül ve zambakları da diktim. Kardelenler de geçen yıldan toprağın altında. Yakında onlar da burnunu uzatır.
Son yıllarda insanlarda görmediğim vefayı , sevgiyi hayvanlarda , bitkilerde gördükçe çiçeklerle , böceklerle daha çok uğraşır oldum. Karşılığını da fazlası ile alıyorum. Güllerim , çiçeklerim harika açıyor ve kokularını cömertçe yayıyor etrafa. Kediler , sevgi ile bakıyor. Daha elimi değdirmeden mırıldamaya başlıyorlar huzur içinde. Bakışları o kadar masum ki…
Terapi bu olmalı. Önceden yatağa yattım mı bir türlü uyku tutmuyordu gözlerim. Şimdi saat 22 30  oldu mu yataktayım. Çabucak da uykuya dalıyorum. Hatta son günlerde rüya bile görüyorum.
Psikologlar , yaşam koçları sakın alınmasın. Depresyondan mı kurtulmak istiyorsunuz? Çiçeklerle , bitkilerle , kedilerle , köpeklerle uğraşın. Bu uğraşlar verecekleri pozitif enerji ile mutluluğunuza mutluluk katacaktır. Vefasızlıktan , vefasızlardan mı yakınıyorsunuz. Çiçekler , kediler vefanın ne olduğunu kanıtlayacaktır.
Siz de deneyin…
          3  Kasım  2016   17 10